Türkiye Dışındaki En Büyük Türkçe Öğretim Merkezi Manas Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu

 Türkçe, dünyanın en çok konuşulan dillerinden biri. Birleşmiş Milletler Teşkilatı, dünyanın en yaygın dilleri arasında Türkçenin Çince, İngilizce, İspanyolca ve Hintçenin ardından 5. sırada yer aldığını ilan etti. Türkçe konuşan insan sayısı ise 220 milyon civarında.
Bişkek ( Burhanettin Çakıcı – Golden Bridge News) Türkçenin yaygınlaşmasında kuşkusuz pek çok kurumun katkısı var. Onlardan biri de Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesine bağlı Yabancı Diller Yüksekokulu.

Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, 1995 yılında kurulmuş olup geçtiğimiz yıl 20. yılını kutladı. 20 yıllık süreçte büyük başarılara imza atan, binlerce mezun veren Manas Üniversitesinin mezunları halihazırda otuz iki farklı ülkede çalışmakta; iş ve hizmet üretmekte.
Manas Üniversitesinin kuruluşundan beri var olan en eski birimi ise Yabancı Diller Yüksekokulu. Üniversitenin adeta temeli ve merkezi durumunda olan Yüksekokulda, Üniversitenin eğitim dilleri olan Türkçe ve Kırgızcanın öğretimi gerçekleştiriliyor. Üniversitede okuyan her öğrencinin muhakkak havasını soluduğu, eğitim aldığı Yüksekokulda bugüne kadar yaklaşık 11.800 öğrenciye Türkçe öğretildi. Buna ek olarak Üniversitemizin dışında da resmi kurumlarda çalışan yaklaşık 600 kişiye Türkçe kursları verilmiştir. Halen Hazırlık Sınıflarında 1267 öğrenci Türkçe öğrenmeye devam ediyor.
50’ye yakın öğretim elemanıyla Türkçe öğretimi yapılan Yüksekokul, bu yönüyle Türkiye dışındaki en büyük Türkçe öğretimi merkezi durumunda.
Gazetemizin bu sayısında, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesine Yabancı Diller Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Muhittin Gümüş ile keyifle okuyacağınızı umduğumuz bir röportaj gerçekleştirdik.
-Hocam, öncelikle sizi tanıyalım. Kısaca kendinizden ve çalışma hayatınızdan bahseder misiniz?
Sözlerime, bize bu imkânı tanıdığınız için sizlere teşekkür ederek başlamak istiyorum. Biliyorsunuz, dilimizde “marifet iltifata tabidir.” diye güzel bir söz vardır. Siz de bizlere kendimizi tanıtma fırsatı sunarak bu söze verdiğiniz değeri göstermiş oluyorsunuz.
1965 yılında Amasya’da doğdum. Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunuyum. 1988’de mezun olur olmaz Ankara Üniversitesi TÖMER’de öğretim elemanı olarak göreve başladım. Türkçe öğretiminde öncü kurum olan AÜ. TÖMER’de uzun yıllar yöneticilik yaparken dünyanın en büyük Türkçe öğretim merkezi olmasında katkılarımız oldu. Aynı Üniversitede Dilbilim (Türkçenin Eğitimi ve Öğretimi) Anabilimdalında yüksek lisansımı tamamladım. Akademik çalışmalara devam ederken 28 yıllık meslek hayatımın tamamı yabancılara ve Türk dünyası gençlerine Türkiye Türkçesi öğretmekle geçti. Yabancılara Türkçe öğretimi alanında bilimsel makalelerim ve eserlerim var. Evliyim, 3 çocuğum var.

– Üniversitenin kuruluşundan beri hizmet eden bir eğitimci olarak Manas Üniversitesinin kuruluşundan, kuruluş felsefesinden, faaliyetlerinden kısaca söz eder misiniz? Manas Üniversitesi niçin kuruldu, neler yaptı, neler yapmak istiyor?
SSCB’nin yıkılmasıyla birlikte bağımsızlığını kazanan Türk Cumhuriyetleriyle tarihi ve kültürel bağların yeniden kurulması için hazırlanan projelerin birisi de her bağımsız Türk Cumhuriyetinde birer ortak üniversite kurmaktı. Buna bağlı olarak Kırgızistan’da Manas’ın 1000.yılı kutlamalarının yapıldığı 1995 yılında 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Kırgızistan’ın ilk Cumhurbaşkanı olan Askar Akayev’in istekleri doğrultusunda 30 Eylül 1995’te imzalanan anlaşmayla Bişkek’te KTMÜ kuruldu. 26 Kasım 1997’de iki katlı bir Anaokulunda 95 öğrenciyle eğitime başlayan Üniversitemiz 6 bin civarında mezun vermiştir. Hâlen 9 fakülte, 4 yüksekokul , 1 meslek yüksekokulu ve 2 enstitüyle yaklaşık 6000 öğrenciye eğitim veren büyük bir üniversitedir.Temel amacı; Türk dünyası gençlerinin bir çatı altında toplanarak geleceğin Türk rönesansını gerçekleştirmek için bilimde, eğitimde,edebiyatta, sanatta ve sporda örnek olacak çalışmalar yapmaktır. Demokratik kültür bilincine sahip, millî ve manevî değerlerine bağlı, bilimin ışığında araştıran, sorgulayan, üreten, istihdam edilebilir ve her sektörde tercih edilen insan olmayı amaç edinen, ilkeli, donanımlı bir gençlik yetiştirmek amacıyla kurulmuştur.
Türk dünyasının ortak değerleri olan Tarih ve Tükoloji alanındaki faaliyetleri, bölgesindeki ihtiyacı karşılayacak istihdam edilebilir nitelikte ekonomi, bankacılık ve işletme alanındaki faaliyetleri, iletişim sektörünün kalifiye elemanlarının yetiştirildiği, turizm sektöründe etkin ve kararlı çalışmalarıyla öncü ve önder kurum olduğunu kabul ettirmiş Üniversitemizin tarım ülkesi olan Kırgızistanın ihtiyaçlarını, veteriner hekimliği, ziraat, mühendislik ve güzel sanatlar alanındaki ciddi faaliyetleriyle gurur duymamak imkansızdır. Özellikle Türkçe öğretiminin örnek alınarak Kırgızcanın yabancılara öğretiminde marka niteliğini kazandığını unutmamak gerekir. Uluslararası alanda ilişkilerin arttığı bir dönemde dil bilen ve profesyonellik gerektiren temel mesleklerden biri olan mütercim-tercümanlık alanındaki eğitimle çok sayıda kurumun ihitiyacını karşılayan Manas Üniversitesidir. Meslek edindirme, ara eleman ihtiyacını gidermede Meslek Yüksekokulunun çalışmaları kendi alanında örnektir.
Üniversiteyi kuran Türkiye Cumhuriyeti ve kardeş Kırgızistan’dır. Bu eser, ebedî kardeşliğimizin en önemli projesidir. Yüce Allah birlik ve dirliğimizi bozmasın.

– Yabancı Diller Yüksekokulunun kurucu müdürü olduğunuzu biliyoruz. Ve başından beri bu kurumun içindesiniz. Bize biraz da Yüksekokulun eğitim çalışmalarını anlatır mısınız?

Yüksekokulumuzun adı 1997-1998 eğitim-öğretim yılında Modern Diller Yüksekokulu idi. 2006 yılında Yabancı Diller Yüksekokulu olarak değiştirildi. 26 Kasım 1997’de iki katlı eski bir anaokulu binasında eğitime başladığımızda kış mevsiminin en soğuk günlerinde -15 derecede kalorifersiz sınıflarda derse başlamıştık. Ankara Üniversitesi TÖMER’de tecrübe kazanmış olan Türkçe Okutmanı arkadaşlarımızın fedakârane çalışmalarını unutamayız. 1998 yılında ilk kez Kırgızistan dışından öğrenci alınınca Kırgızca da eğitim dili olarak Hazırlık sınıflarında öğetilmeye başlandı. Ancak elimizde bir kitap değil, bir sayfalık Kırgızca metin bile yoktu. 2014 yılından beri yüksekokulumuzun müdürlüğünü yürüten Doç.Dr.Taalaybek Abdiyev ile Doç.Dr. Burul Sagınbayeva Türkçe kitaplardan çeviri yaparak Kırgızca öğretmeye başlamışlardı. Daha sonraki çalışmalarla Kırgızca öğretiminde en prestijli kitapları hazırladılar ve bugün “Altın Köpürö Kırgızca Ders Kitapları ve Alıştırma Kitapları” hazırlandı. Türkçe öğetiminde de Altın Köprü Türkçe Öğretimi Ders Kitapları Avrupa Dil Portfolyösünün ilkelerine uygun bir çerçevede hazırlanarak Üniversitemizde kendi kaynak eserlerini kullanan bir kurum haline gelmiş durumdayız. Bu iki projenin sorumlusu olarak meslaktaşlarımla gurur duyduğumu belirtmek isterim. 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Hazırlık Sınıflarında Türkçe öğrenen 1267, Kırgızca öğrenen 287, Çince öğrenen 27, İngilizce öğrenen 225 öğrencimiz var. Ayrıca Fakülte ve yüksekokullardaki Rusça, İngilizce ve zorunlu Kırgızca derslerini yürütmekteyiz. Üniversite dışında Kırgız Cumhuriyeti Askeri Lisesindeki 180 öğrenci ile 24 subaya Türkçe öğretilmektedir. Esasen yüksekokulumuz bütün akademik birimlere dil eğitim ve öğretimiyle ilgili işlerin tamamını yürütmektedir. Üniversitemizin toplam öğrenci sayısı 6000. Bunların tamamına katkı sağlayan akademik birimin yönetimi pek de kolay değildir.
Türkçeyi çok iyi dercede öğrenen öğrencileri Yunus Emre Enstitüsünün davetiyle bir aylık tatille ödüllendiriyoruz. Başka kurum ve kuruluşların da katkı ve yardımlarıyla başarılı öğrencilere çeşitli imkanlar sağlanmaktadır. Üniversitemizin kendi kaynaklarıyla sağlağı imkanlar ise saymakla bitmez.

– Dil öğretiminde her zaman sıkıntılar yaşanmıştır. Sadece yabancı dil öğretiminde değil, ana dili öğretimi de oldukça problemli bir alan. Sizler bu konuda neler yapıyorsunuz? Dil öğretiminde hangi metodları izliyorsunuz? Bu zorlu sürecin altından nasıl kalkıyorsunuz?

İnsanlara dil öğretmek hem zor, hem de zevkli bir iştir. Zahmetsiz iş kıymetsiz olurmuş. Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi ve Kırgızca öğretimi alanında lisans ve yüksek lisans programları olmayınca bu alanda temelden yetişmiş eleman bulmak da zor oluyor. Biz bu alanda yüksek lisans ve doktora programı açmak için gerekli alt yapıyı hazırladık. Mütevelli Heyetten onay çıkarsa Eğitim Bilimleri Anabilimdalına bağlı program açılarak alan uzmanı yetiştirme imkanına kavuşacağız. Ana dili olarak Türkçe öğretimiyle yabancı dil olarak öğretim birbirinden farklıdır. Bir de akraba dilleri öğretme konusunda uzmanlık ve tecrübe gerekiyor. Yöntem bilgisi olan ve bu alanla ilgili tecrübeli eleman bulmakta zorluk çekmekteyiz. Genellikle ilk defa göreve başlayanlar, ilk yıl tecrübeli öğretim elemanlarının yanında stajlarını tamamladıktan sonra bu işi yapmaya devam ederler.
Tecrübemizi paylaşmak için bu alanda çalışan veya gelecekte çalışmak isteyenlere standartlara uygun olarak Sertifika Programı düzenliyoruz. Eğitim dili Rusça olan okullarda görevli Kırgızca öğretmenlerine her yıl semineler veriyoruz. Bu etkinliklere katılım oranı çok yüksek.
İyi bir kitap, iyi bir öğretmen ve iyi bir yöntem ile güzel eğitim ortamının olduğu yerde dil öğrenmek için bir engel yoktur. Dil öğretimi, beceri ve alışkanlık kazandırma eylemidir. Öğretim yöntemi olarak dört temel beceriye dayalı olan ve dilbilgisinin yalnızca araç olarak kullanıldığı iletişimsel yöntemi kullanmaktayız. Okuma, dinleme, yazma ve konuşma becerileri eşit derecede ağırlık verilerek kazandırılır. Bu kadar çok öğretim elemanının olduğu kurumda denetim, kalite ve istikrarın devamını sağlamak zordur. Çok çalışarak ve yenilikleri takip ederek bu zorlukların üstesinden gelmeye gayret ediyoruz. Bizim işimizi kolaylaştıran en önemli faktör Üniversitemizin çalışma şartlarının çok iyi olması ve öğretim kadrosunun işinin ehli olmasıdır. Başta sayın Rektörümüzün ve Rektör Vekilimizin üstün gayretleriyle Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesinin eğitim ve araştırma alanındaki dinamo görevini çok iyi yapmaları da özel bir önem taşımaktadır.

TÜRKEL Yayın Grubu olarak çıkardığımız bir dergimiz var. “Altın Köprü”. Yüksekokul olarak sizin de “Altın Köprü” adıyla Türkçe öğretim kitapları hazırladığınızı öğrendik. Ve bunu kıskanmadık, gurur duyduk. Çünkü hepimizin gayesi Türk Dünyası arasında kurulan köprüye küçük de olsa bir katkı sunmaktır. Sizden biraz da “Altın Köprü” Türkçe öğretim kitapları hakkında bilgi almak isteriz. Bildiğimiz kadarıyla birçok kurum ya da özel şahıslar tarafından yayımlanan çok sayıda Türkçe öğretim kitabı mevcut. Bu kadar çok kitap varken siz kitap hazırlama ihtiyacı niçin duydunuz?
TÜRKEL Yayın Grubunun “Altın Köprü” adıyla çıkardığı derginin hemen her sayısını okudum. Derginizin adı ile muhtevası arasındaki muhteşem uyum bana ilham verdi . Hakikaten Türkçe ve Kırgızca öğretimi kitaplarının adını Altın Köprü koyduysak bunda sizin derginizin de tesiri olduğunu inkâr edemem. Yıllar önce Ankara Üniversitesi TÖMER’in kurucusu değerli insan Dr. Mehmet Hengirmen hocamız tarafından “Altın Köprü Türkiye” adıyla Türkiye’nin güzelliklerinin yansıtıldığı, fotoğraflarla ülkemizin tanıtıldığı harika bir prestij kitap hazırlanmıştı. Bu ad çok hoşuma gitmişti. O günden beri aklımdaydı. İnsanlar ve kültürler arasındaki en önemli köprü, dildir. “Altın Köprü Türkçe Öğretimi” kitap projemizi Belgin Özek, İsmail Şen ve Dr.Erhan Taşbaş ile devam ettiriyoruz. Bu kadroya daha başka arkadaşlarımız da katkı sağlamaktalar ve yeni çalışma grupları oluşturarak projeyi geliştireceğiz. Bu projenin ardından Uzaktan Türkçe öğretimi projemizi de gerçekleştireceğimizi ifade edebilirim.
Neden bu kadar kitap varken, siz de ayrıca bir kitap yazma ihtiyacı duydunuz? diye iyi ki sordunuz. Yabancılara türkçe öğretimi alanında yazılmış olan çok güzel çalışmalar var. Ankara Üniversitesi TÖMER, Gazi Üniversitesi Türkçe Öğretim Merkezi, Yunus Emre Enstitüsü (YETEM) başta olmak üzere çok sayıda beğenebileceğimiz çalışmalar var. Ancak kitapların hangi dili ve kültüre mensup insanlara göre hazırlandığı yani hedef kitle çok önemli. Adı geçen kurumların hazırladığı kitaplar herkes içindir. Ana dili Rusça, Hintçe, Malayca, Almanca, Arapça, Çince veya dünyadaki herhangi bir dili konuşan yabancılar için yazılan kitaplar ile Türkçenin lehçelerini konuşanlara Türkiye Türkçesini öğretmek için farklı bir kitap olması gerekmektedir. Özellikle Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesindeki Türkiye Türkçesi öğrenen öğrencilerin % 85’i Kırgızca bilenlerden oluşuyor. % 10’u diğer Türk lehçelerini konuşanlardan ibarettir. Ana dili Türk lehçelerinden biri olmayanlar % 5’den azdır. Bu durumda bizim oratk dil yapılarımız, ortak kelime hazinemiz ve ortak kültürel kavramlarımız varken Almanın Türkçe öğrendiği kitap bizim hedef kitlemize yeterin kadar uygun değildir. Bugüne kadar Ankara Üniversitesinin yayınlarını kullandık ancak kitap dışı okuma ve dinleme anlama çalışmalarında kullanmak için meslektaşlarımızın ürettiği materyallerin bir kaç kitap niteliğinde olduğunu da belirtmemiz yerinde olur. Bildiğiniz gibi aspirin habı kimseye zararı olmayan herkesin kullanabileceği bir ilaçtır, ancak her derde deva değildir. Yabancılara Türkçe öğretimi kitaplarının maddi kazanç sağlama karacı olmadığı, sadece kültür hizmeti olduğu düşüncesiyle yazılmalıdır ama en önemlisi de alanında yetkin, uzamn ve tecrübeli insanlar yazmalıdır. Hayatında hiç Türkçe öğretmemiş bazı akademisyenlerin proje hazırlayıp yabancılara Türkçe öğretimi kitabı yazdıklarını gördüğümüzde üzülüyoruz. Maalesef, öğretim teniklerine ve yöntemlerine aykırı biçimde hazırlanmış kitaplara yapılan masrafa yazık. Biz başta ana dili Kırgızca olanlara ve Türk lehçelerini konuşan gençlere Türkiye Türkçesi öğretmek içn yazdık bu kitapları. Kitaplarımızın diğerlerinden en önemli farkı; metinlerde kullanılan kelime hazinesi bakımından daha zengin olması, ortak dil unsurları dikkate alındığı için daha hızlı öğretim yapılabilmesi, Üniversitede eğitim dili olarak öğrenmeye uygun kavramsal çerçeveye sahip olması, ortak kültür değerlerine yer verilmesi vb. Ile uygulanan yöntemin homojen öğrenci gruplarına öğrenme kolaylığı sağlamasıdır. Türk milletinin dili Türkçedir. Biz bu dille kendi ruh dünyamızı, duygularımızı, düşüncelerimizi, tasarımlarımızı, gözlemlerimizi, yorumlarımızı ifade ederiz. Yüksek bir anlatım gücüne sahip olan Türkçemizi öğretmek ve öğretecek yeni öğretmenler yetiştirmek millî ve gurur verici bir görevdir. Bu işi görev olduğu için değil, gönül meselesi olarak görerek yapmak gerekir.

-Uzun yıllarınızı bu coğrafyada geçirmiş bir eğitimcisiniz. Kuşkusuz, Türk Dünyası ile ilgili gözlemleriniz, düşünceleriniz, tespitleriniz vardır. Türk Dünyasının geleceğini nasıl görüyorsunuz?
İlkokul öğretmenimin harita üzerinde kavimler göçünü anlatırken biz Türklerin Atayurdu Orta Asya, Tanrı dağları, Isıkgöl, ilim irfan yurdu Taşkent, Buhara, Semerkand diyerek anlatınca içimdeki bir ses “ben de görsem oraları”, derken henüz 10 yaşındaydım. Ömrümün beşte ikisi Orta Asya’da geçti. 1992 yılında Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te Cihan Dilleri Üniveristesinde ilk Türkçe öğretim Merkezini kurmak bize nasip oldu. Ankara Üniversitesi TÖMER’de çalışırken TC Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca görevlendirilmiştim. İlk kez Orta Asya’ya adım attığımda duyduğum heyecandan zerre kadar eksilme olmadı. Taşkent’te ve Ankara Üniversitesinde edindiğim tecrübe sonucunda Manas Üniversitesine davet edildim. Bugüne kadarki tecrübelerim neticesinde Türk dünyası ülkelerinin 25. bağımsızlık yıl dönümlerinde yaşadıkları geçiş dönemini çok yakında takip edebilme fırsatımız oldu. Hergün daha iyiye, daha doğru bir yola doğru ilerlediklerini görebiliyoruz. Fakat bazı değişiklikler sancılı olmakta, modern dünyanın ortak sıkıntıları da yaşanmaktadır. Latin alfabesinin kabulü, Türk ülkeleri arasındaki eğitim, kültür, ticaret alanındaki ilişkiler gün geçtikçe daha organize, daha kurumsal nitelikte devam ediyor. SSCB’nin dağılmasıyla birlikte hazırlıksız yakanılan durumun güçlü bir Türkiye ile kolayca geçiştirildiğini söyleyebiliriz. Türkçe Konuşan Ülkelerin Cumhurbaşkanları Zirvesinin ilişkilerdeki rolünü hep önemsemek gerekir. TÜRKSOY, TİKA, TÜRKPA, kurumlarının yanı sıra TÜRKSAV, Avrasya Yazarlar Birliği, Türk Dünyası Kütüphaneciler Birliği gibi sivil toplum teşkilatları, Kazakistan’da Hoca Ahmet Yesevî Üniversitesi, Kırgızistan’da Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi gibi resmî eğitim kurumları ve Maarif Vakfı’nın kurulmasıyla TC Milli Eğitim Bakanlığının yürüteceği ilk ve orta öğretim faaliyetleri, Yunus Emre Enstitüsünün kültür ve eğitim hizmetleri ve adını sayamayacağımız kadar işbirliği anlaşmalarıyla güzel işlere imza atılmaktadır. 1992 yılında başlatılan Türk Dünyası Öğrenci projesinin Yurt Dışı Türkler Başkanlığının burslarıyla daha profesyonel biçimde yürütülmesi Türk dünyasının birlikte neler yapabileceğinin en güzel örneklerigörülüyor. Akademik düzeydeki işbirliklerinin geliştirlmesi için Türk Dünyası Üniversiteler Birliğinin çalışmaları takdire şayandır. Dönem başkanlığını yürüten KTMÜ Rektörü sayın Prof.Dr. Sebahattin Balcı’nın Rektörler Birliğinin başkanlığını yürütmesinden dolayı iftihar ediyoruz. Kardeş ülkeler arasındaki bağların yalnızca devlet ve hükümet adamlarıyla yürütülmesi düşünülemez. Ortak kültürün, ortak değerlerin, ortak bir dil oluşturmasına da katkısı yüksektir.
Edebî eserlerin çeviri ve aktarmalar yoluyla bütün okuyuculara sunulması daha ciddi projelerle yürütülmesi elzemdir. Bağımsız Türk Devletlerinin hepsinin diliyle yayın yapacak ortak televizyon kanalı kurulması, İsmail Gaspıralının ifadesiyle “Dilde, fikirde, iş’te birlik” şuurunu daha da geliştirecektir. Türk dünyasının geleceği yetiştirdiğimiz gençlerin elindedir. “21. asır, Türk asrı olacaktır” sözünün tarihin tozlu raflarında kalmasına sebep olursak bu bizim vebalimiz ve en büyük günahımız olur. Yeni Türk dünyası kuşağı, her türlü küresel tesire rağmen Türk dünyasını başarıyla ileri toplumlar seviyesine ulaştıracaktır. Türk dünyasının gelişmesine adanan bir ömürler var. Geleceğe güvenle bakacak nesillerin vebali bizim boynumuzdadır.

-Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ediyor, Türk Dünyası için güzel ve hayırlı çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

Kıymetli arkadaşım ve meslektaşım Burhanettin Bey. Ben de size teşekkür ederim. Sizin de şahsî katkılarınızla Türkel Gazetesi önemli bir misyonu yürütmektedir. Manas Üniversitesinin misyonu bizim temel misyonumuzdur. Aynı millî heyecanla çalışan gazetinizin ve Altın Köprü Yayın Grubunun yapacağı güzel işler için, bu gazetenin bugünlere gelmesinde emeği olan çok kıymetli Höküme Haliova hanımefendiye ve Ramiz Meşedihasanlı beyefendiye, yaptıkları fedakârane çalışmalarından dolayı teşekkür ederim. Türk dünyası için alın teri döken ve göz nuru saçan herkese gönülden selamlar…

Burhanettin Çakıcı

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!